Anasayfa / KÖŞE YAZARLARI / Ayben Günak / PANDEMİDE FİRMALAR NASIL AYAKTA KALIR?

PANDEMİDE FİRMALAR NASIL AYAKTA KALIR?

Dünya genelinde yaşanan 1929- 1933 büyük buhran, 2008- 2009 ABD ve Batı Avrupa merkezli finansal krizlerinden sonra, yüzyıl içindeki 3. en büyük ekonomik krizi yaşıyoruz.

İş dünyası bu zorunlu yavaşlama döneminde her gün yeni sorunlarla karşılaşıyor. Küresel tedarik zincirinde ve gündelik işleyişlerde sapmalar görülüyor.

Durum analizi;

Büyük ölçekli firmalar için krizin olası etkileri doğru okunmalı, önem ayrımına göre öncelik sıralaması programlanmalı. Mevcut envanterin risk haritası gözden geçirilmeli, tedarik ve pazar arasındaki yumuşak geçişler için faydalı eylem planı oluşturulmalıdır. Standart çalışma sitilinden sıyrılıp, hızlandırılmış ağ kurulmalı, ekip içindeki kişiler görevlerini yerine getirirken; ortak bir amaç doğrultusunda çalışma prensibine yönlendirilmelidir.

Böyle durumlarda küçük ölçekli firmalarda çoğunlukla para akışı durur. Yeni iş bağlantıları kurmak zorlaşır. Mevcut müşterilerin taleplerindeki termin süreleri uzar. Nakit akışı yetmediğinde alternatif çözüm yollarına gidilerek işletme sermayesinin ve diğer kaynakların devreye sokulduğu gözlemlenir. Küçük ölçekli firmalar, piyasaya göre şekil alma becerisi kazanmalılar. İç düzenini kriz bitimine kadar sürdürebilmeli, kriz sonrasına mevcut sistemi geliştirmeye ve olabildiğince AR-GE çalışmalarına önümüzdeki sürece aktararak yeniliklere hazırlıklı olmalıdır.

Kriz yönetiminde bazı işletmeler ciddi problemler yaşarken, bazı girişimciler için fırsatlar ortaya çıkar. Her krizde para başka bir mecraya kayar. Bu her küresel ekonomi kriz  döngüsünde böyle olmuştur. Krizin yarattığı şartlar, girişimcinin çevikliği sayesinde, hizmetine ve ürününe aşırı talep oluşmasını da sağlayabilir. Sürekli değişen piyasadaki boşlukları yakalayıp, problemleri keşfederek çözüme yönelik hizmet geliştiren işletmeler için fırsatlar artar. Pandemi süreci boyunca zorluklar ve fırsatlar iyi kavranmalı, stratejik analizler oluşturulmalı ve her duruma hazırlı olunmalıdır.

Her krizde Dolar, Euro, altın, bitcoin gibi yatırım araçlarına yönelimde artış görülür. Bilindiği üzere Dünya Bankası ikinci çeyreğin başında faizleri düşürmüş ve borsada buna bağlı büyük değişimler yaşanmıştı. Dünya dengelerinin sarsıldığı bu dönemde kendimizle yüzleşmeyi öngörmüş olsaydık çok daha faydalı olurdu. Pazar alışkanlıkları, Tüketimden türetmeye evrildi. Değer üretmede eksiklerimiz var, bu eksiklikler uzun vadede üretimde dışa bağlı ülkelerin sayıca artışına neden olacak.

Öncelik olarak kendimizle yüzleşebilmeli ve kendi kendine yeterli hale gelmeye odaklanmalıyız. İşletmelerimiz için iç ve dış paydaşlara yönelik verimli bilgi akışı ve düzeyli bir iletişimle iç barışı sağlamak bizi güvende tutacaktır. Kişileri değil, işi kontrol eden liderlere ihtiyaç var.

Tedarikçiler ve müşterilerle ilişkilerimiz yeterince saygınlık taşıyor mu, verdiğimiz sözleri yerine getiriyor muyuz? Ne kadar güvendeyiz ve ne kadar güven verebiliyoruz?

Zor zamanlar güçlü liderler yetiştirir. Firma içi rotasyonlarla geleceğin yöneticilerini yetiştirerek, sabırla ve doğru kararları uygulayarak her krizin altından kalkabiliriz.

Kontrol et

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GİRİŞİMCİLİK

Girişimci dendiğinde aklınıza ilk kim geliyor? Dev fabrikalar kurup dünya geneline yayılan iş insanları mı? …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir