Bursaspor’un başarısı ile gururlanmak tarifsiz bir duygu… Süper Lig’e çıktığımızda bu duygu tavan yapacak… Hepimiz bunu iliklerimizde hissediyoruz… Ancak Bursaspor maçlarının oynandığı gün bu kentte yaşanan trafik çilesi gerçekten olacak gibi değil… Üstelik stat karşısında hizmete giren hastaneyi de düşününce… Sur AVM’den Acemler’e maç günü ulaşım 1 saat 45 dakika… Yani şehirlerarası bir yolculuğa çıksak neredeyse Eskişehir’e varacağız aynı sürede… Üstelik tüm kaçış yolları aynı durumda… Dikkaldırım’dan Mudanya yoluna kadar… Keyifle maçtan ayrılan taraftarların keyfini bozacak bir trafik sorunu var maalesef… İşte trafiğin bu durumu ulaşımda acil bir neşter beklendiğini gözler önüne seriyor… Ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın Mimar ve Mühendisler Grubu üyeleriyle buluşmasında verdiği mesajlardan öncelikli olan konuda ulaşımdı…
3 MESAJ VE GEÇEN 27 YILIN HESABI!
Bursa’nın bugününü konuşurken aslında yarınını da konuşmak zorundayız. Bu şehir artık günü kurtaran çözümlerden çok, geleceğini güvence altına alacak uzun vadeli planlara ihtiyaç duyuyor. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın Mimar ve Mühendisler Grubu üyeleriyle buluşmasında verdiği mesajlar, Bursa’nın önündeki üç temel başlığı bir kez daha gündeme taşıdı: Ulaşım, kentsel dönüşüm ve çevre… Bunların her biri önemli ama deprem gerçeği düşünüldüğünde kentsel dönüşümün ayrı bir yerde durduğunu söylemek gerekiyor.
17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 27 yılı aşkın zaman geçti. O gün yaşanan acılar, yıkılan hayatlar ve geride kalan hikâyeler hâlâ hafızalarımızda. Aradan geçen bunca yıla rağmen Bursa’nın riskli yapı stoku ve plansız yapılaşma sorununu konuşuyor olmamız, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ama bazı sorunların ne kadar yavaş çözüldüğünü de gösteriyor. Elbette Bursa’yı 20 yılı aşkın süredir yöneten yerel yönetimlerin geçmişten bugüne uzanan bir sorumluluğu var. Ancak bugün geçmişin hesabını tartışmaktan ziyade, önümüzdeki dönemin nasıl değerlendirileceğine odaklanmak gerekiyor. Hele ki her an kapımızı çalması an meselesi olan deprem uyarıları peş peşe gelirken.
Dönüşüm de ertelendikçe büyüyen bir ihtiyaç olarak karşımızda duruyor. Biba’nın Osmangazi, Yıldırım ve Gemlik’te toplam 1.300 konutu kapsayan dört ayrı kentsel dönüşüm lansmanı yapılacağını açıklaması bu açıdan önemli. Üstelik dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını, mülkiyet sorunlarının aşılması ve bölgelerin planlı biçimde dönüştürülmesi gerektiğini de vurguluyor. Şimdi bu açıklamaların sahada somut projelere dönüşmesini bekleyeceğiz.
BURSA’NIN YILLARI BOŞA MI GEÇTİ?
Ulaşım tarafında da Bursa’nın ciddi bir sınavı var. 1 milyon 300 bin motorlu taşıtın bulunduğu bir kentte, yalnızca yeni yollar açarak trafiği rahatlatmak mümkün görünmüyor. Raylı sistemlerin yaygınlaştırılması, Şehir Hastanesi hattının yıl sonunda devreye alınması, Otosansit’ten Çalı’ya uzanması planlanan alternatif güzergâh ve akıllı kavşak projeleri bu nedenle önem taşıyor. BURULAŞ’a yılda 4 milyar liralık sübvansiyon sağlandığının açıklanması da ulaşımın belediye bütçesine getirdiği yükü ortaya koyuyor. Toplu taşımayı daha cazip hale getirirken bu maliyeti azaltacak kalıcı çözümler üretmek gerekiyor. Raylı sistem yatırımlarının önemi de burada ortaya çıkıyor.
Bir başka dikkat çekici başlık ise belediyedeki tasarruf çalışmaları. Biba’nın BURULAŞ bünyesinde işleri kendi imkânlarıyla yürüterek aylık 100 milyon lira tasarruf sağlandığını belirtmesi ve belediyenin mevcut yapısını gözden geçirdiklerini söylemesi, kaynakların nasıl kullanıldığı tartışmasını da beraberinde getiriyor. Kamu kaynaklarında sağlanan her tasarrufun yeni yatırımlara dönüşmesi ise vatandaşın görmek istediği sonuç. Nilüfer Çayı’nın temizliği için yürütülen çalışmalar da Bursa’nın yalnızca betonla, asfaltla ve trafikle konuşulamayacağını hatırlatıyor. Yeşil şehir kimliğini korumak, bugün olduğu kadar gelecek kuşaklara karşı da bir sorumluluk. Şahin Biba’nın açıklamalarında dikkat çeken bir başka nokta, kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli stratejilere ihtiyaç duyulduğuna yaptığı vurgu. Bursa’nın gerçekten ihtiyacı olan da tam olarak bu. Siyasi dönemlerle sınırlı kalmayan, bilim ve şehircilik ilkeleriyle şekillenen, devamlılığı olan bir kent planlaması… Bursa çok şey gördü, çok şey yaşadı. Artık kaybedecek zamanı yok. Özellikle deprem gerçeği karşısında her geçen günün, her ertelenen projenin ve her geciken kararın ayrı bir anlamı var. Mesele yalnızca bir şehri yönetmek değil; o şehirde yaşayan milyonlarca insanın yarınını güvence altına almak. Bursa’nın geleceği beklemeye gelmez! Kalın sağlıcakla…
