ABD-İRAN ile el sıkıştı, altın toparlanmaya başladı. LGS sınavı yapıldı. Dünya Kupası çakma Shakira şovuyla başladı… Bizim Çocuklar ilk sınavda çakıldı… Ayrı kaldığımız sürede hayatımızın yeni rotaları güncellendi… Herşey hızla değişti ancak aile içi şiddet, kadına karşı vahşet hiç değişmedi ne yazık ki… Geçtiğimiz hafta sonu yaşanan aile katliamları da bunların bir neticesi… Artık tüm ülke gergin, herkes sinirli… Hoş görülecek hiçbir şey kalmadı maalesef… Ağırlaşan yaşam koşulları insanların tahammül sınırlarını aştı… Açlık sınırının asgari ücret sınırını aştığı gibi… Ve maalesef sınırın aşıldığı bir alan daha var ki ülkemiz siyasetine kara leke olarak düşecek cinsten…
ANKARA’DA KOLTUK KAVGASI
Elbette Mutlak Butlan sonrası CHP’de yaşanan ve sınır tanımayan gerginlikten ve karşılıklı restleşmelerden söz ediyorum… Ankara'da yaşanan liderlik tartışmaları, kurultay polemikleri, parti içi hizipleşmeler ve karşılıklı restleşmeler yalnızca CHP'nin geleceğini değil, muhalefetin genel seyrini de doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin ana muhalefet partisinde yaşanan her kriz, doğal olarak ülke siyasetine de yansıyor. Çünkü CHP'de yaşanan bir kırılma sadece partiyi değil, milyonlarca seçmenin beklentilerini, yerel yönetimlerin işleyişini ve muhalefetin iktidar alternatifi olma iddiasını da etkiliyor. Bugün Ankara'da konuşulan başlıklardan biri, parti örgütlerinde yaşanabilecek yeni tasarruflar. Kulislerde bazı il başkanlarıyla ilgili değerlendirmelerin yapıldığı, değişim ihtimalinin masada olduğu konuşuluyor. Bu kapsamda CHP Bursa İl Başkanı ile ilgili görevden alma iddiaları da siyasi kulislerde dillendiriliyor.
OSMANGAZİ’DE NELER OLUYOR?
Elbette ortada resmi bir karar yok. Ancak bu söylentilerin dahi konuşuluyor olması, parti içerisindeki huzursuzluğun hangi boyutlara ulaştığını göstermesi açısından dikkat çekici. Bursa cephesinde ise yalnızca örgüt tartışmaları yok. Yerel seçimlerin ardından birçok belediyede olduğu gibi Bursa'da da kadrolaşma iddiaları zaman zaman gündeme geliyor. Özellikle Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın'ın belediye içerisinde oluşturduğu yönetim kadroları ve yapılan bazı görevlendirmeler kulislerde sıkça konuşuluyor. Siyasette her yönetim kendi çalışma ekibini oluşturabilir. Ancak kamuoyunun beklentisi, liyakatin her şeyin önünde tutulmasıdır. Çünkü vatandaşın belediyelerden beklentisi; parti içi dengeler kurmak, grupları memnun etmek ya da siyasi hesaplaşmalar yapmak değil, hizmet üretmektir.
BURSA ÇÖZÜM BEKLİYOR
Bursa'nın trafik sorunu çözüm bekliyor. Kentsel dönüşüm yıllardır ağır ilerliyor. Sanayi ile çevre arasındaki denge hâlâ tartışılıyor. Gençlerin işsizlik kaygısı büyüyor. Esnaf yüksek maliyetlerle mücadele ediyor. Böylesine ağır gündemlerin olduğu bir şehirde vatandaş, siyasetçilerin birbirleriyle olan hesaplaşmalarından çok ortaya koyacakları hizmetleri görmek istiyor. CHP'nin Türkiye genelindeki iç krizi, yerel yönetimlere de ister istemez yansıyor. Parti içinde yaşanan her gerilim belediyelerdeki çalışma iklimini etkiliyor, yöneticilerin enerjisini hizmetten çok iç mücadelelere harcamasına neden oluyor. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yeni kavgalar değil, çözüm üreten siyaset. Muhalefetin de iktidarın da vatandaşın gerçek gündemine dönmesi gerekiyor. Çünkü emekli maaşı tartışmaları, hayat pahalılığı, barınma sorunu, üreticinin yaşadığı sıkıntılar ve ekonomik belirsizlikler karşısında vatandaş artık siyasi çekişmelerden yorulmuş durumda. Bursa da Türkiye de önümüzdeki dönemde siyasetin kendi iç hesaplaşmalarını değil, vatandaşın sorunlarına yönelik somut çözümleri konuşmak istiyor. Siyaset kurumunun bunu ne kadar erken fark edeceği ise hem CHP'nin hem de ülke siyasetinin geleceğini belirleyecek. Uzun uza diye yazılacak öylesine çok şey var ki… İyisi mi şimdilik bir nokta koyalım… Ama devamı en yakın zamanda gelecek. Kalın sağlıcakla….