Biraz da CHP’de Bozbey’in tutuklanmasıyla başlayan ve “mutlak butlan” süreciyle devam eden ayrışma ile bu gerginlikten nemalanmaya çalışan isimleri konuşalım.
Bu kez konumuz Rabia Deniz.
“Mutlak butlan” tartışmalarından kendisine siyasi ve kişisel alan açmaya çalışan, zamanında görev yaptığı belediyenin imkânlarıyla yakın ilişkiler kurduğu sözde muhalif medya organlarında en “artistik” pozlarla PR çalışmaları yaptıran Rabia Deniz’den söz ediyorum.
Mudanya Belediyesi’nde maaşlı çalıştığı dönemde, bazı ulusal sitelerde AK Partili Büyükşehir Belediyesi ve çeşitli isimler hakkında haberler yapıp imzasını atacak kadar pervasız davranan bir isimden bahsediyoruz. Basın ilkelerini işine geldiği gibi yorumlayan bir anlayış…
Üstelik kendisi Mudanya Belediyesi’nden maaş alırken, belediyeyle ilgili iddiaları gündeme taşıyan meslektaşlarını da başında bulunduğu Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden “aidatlarını ödemedikleri” gerekçesiyle ihraç ettirecek kadar sert bir tavır sergilemişti.
Oysa zor ekonomik şartlarda mesleğini sürdürmeye çalışan gazetecilerin haklarını savunduğunu iddia eden bir dernek başkanının yapması gereken şey; meslektaşlarına köstek olmak değil, destek olmaktır. Bir gazeteci aidatını ödeyemeyecek durumdaysa, orada yapılması gereken ihraç değil dayanışmadır.
Aynı Rabia Deniz’in, Mudanya Belediyesi Basın Müdürlüğü’nde görev yaptığı dönemde eşinin belediyeye kestiği faturalar da bazı gazeteciler tarafından gündeme taşınmıştı. Ancak yine haber yapan meslektaşlarımız hedef tahtasına oturtulmuştu.
Kibri, şımarık tavırları ve yönlendirmeleriyle dönemin Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’ın başını ağrıttığı da Mudanya siyaset kulislerinde sıkça konuşuluyordu.
Özellikle CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, vatandaşları ve esnafı mağdur eden Cumartesi Halk Pazarı’nın kapatılması konusunda Hayri Türkyılmaz’la ters düşmesinin ardından, Rabia Hanım’ın bulunduğu her ortamda Sarıbal hakkında küçümseyici ve hakaretvari ifadeler kullandığı da hafızalarda.
Ama ne derler… Devran dönüyor.
Deniz Dalgıç’ın adaylığının kesinleşmesiyle birlikte Rabia Hanım için de Mudanya’da yolun sonu görünmüştü. Çünkü Başkan Dalgıç, belediyede yaşananların farkındaydı.
Bu ekipten bazı isimler Büyükşehir Belediyesi’nde kendilerine yer bulurken, Rabia Hanım uzun süre Osmangazi ve Nilüfer belediyelerinde görev alabilmek için çalmadık kapı bırakmadı. Ancak sonuç alamadı. Çünkü artık birçok kişi onun uyumsuz, kibirli ve problemli tavırlarının yanı sıra mesleki yetersizliğini de görüyordu.
Açıkta kalan Rabia Hanım ise düne kadar küçümsediği, hakkında alaycı ifadeler kullandığı Orhan Sarıbal’a yanaşmanın yollarını aradı ve sonunda bunda başarılı oldu.
Bir süre sonra da birkaç sosyal medya paylaşımıyla Sarıbal’ın danışmanı olduğunu duyurdu. “Duyurdu” diyorum çünkü ortada danışmanlıktan çok; Japonya başta olmak üzere yurt dışı gezileri, yat tatilleri ve farklı ülkelerden yapılan paylaşımlar vardı.
Ne zaman danışmanlık yaptı, hangi konuda görev aldı, bunu da bugün sırtını döndüğü Orhan Sarıbal açıklasın artık.
Bugün gazeteciler günlük ulaşım maliyetlerini bile hesaplarken, Rabia Hanım’ın kıtalar arası seyahatleri, düzenli tatilleri ve lüks yaşam paylaşımları gerçekten dikkat çekiyor.
Ne âlâ memleket!
Gelelim bugüne…
“Mutlak butlan” davası gündeme gelir gelmez, Rabia Hanım bu süreci kendi kariyeri adına fırsata çevirmeye çalıştı. Yine özenle seçilmiş pozlar, yine yakın çevresine yaptırılan haberler, yine kahramanlık hikâyeleri…
Belli ki hedef aynı: Belki bu kez Nilüfer ya da Osmangazi Belediyesi’nde bir kapı açılır hesabı.
Ama yemezler Rabia Hanım, yemezler…
İnsan gerçekten merak ediyor:
Senin hiç yüzün kızarmıyor mu?
Sen kimsin? Bursa basınının vicdanı mı, otoritesi mi, kanaat önderi mi?
Daha düne kadar küçümsediğin, hakaret ettiğin bir siyasetçinin yanında danışmanlık yapıp bugün dönüp ona sırt çeviren birinin, “mutlak butlan” tartışmaları üzerinden kendisine yeni bir hikâye yazmaya çalışması gerçekten ibretlik.
Son olarak şunu söyleyelim…
Yıllarca birlikte çalıştığın insanlar, meslektaşların ve siyasiler hakkında olmadık dedikodular yaptın. Buna rağmen insanlar etik davranıp senin özel hayatınla ilgili tek kelime etmedi.
Bence artık biraz susmalı ve düşünmelisin.
