Su krizi, su zammı, ulaşım zammı, meclis gerginlikleri, karşılıklı sert çıkışlar ışığında 2026’nın ilk değerlendirme toplantısına katıldık… Başkan Bozbey, vites yükseltti ve kendisine yapılan eleştirileri aynı perdeden yanıtladı. ‘Yılların yükünü bizlere mal etmek vicdansızlıktır’ diyen Başkan Bozbey, Bursa’nın geleceğine dair de önemli projelerini paylaştı….
Bursa’da ulaşım meselesi artık bir teknik başlık değil, açıkça bir yönetim testi. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in 2026 yılının ilk değerlendirme toplantısında verdiği mesaj da tam olarak buydu: “Bu kent günübirlik kararlarla yönetilemez.” Ulaşıma dair eleştiriler yükseldikçe Bozbey’in dili de sertleşiyor. Haksız mı? Takdir Bursa halkının elbette…. Ama şu gerçek inkâr edilemez: Bursa, yıllardır plansız büyümenin, yanlış yer seçimlerinin ve bütüncül bakıştan uzak kararların bedelini ödüyor. Özel okulların, sanayinin, hastanelerin aynı akslara sıkıştırıldığı; raylı sistemin kentin gelişme hızının gerisinde kaldığı bir tabloda, bugünkü sıkışıklığı yalnızca son iki yıla yüklemek kolaycılık olur. Bozbey’in en net itirazı da burada: “Yılların yükünü bugüne yıkmak ne gerçekçi ne de vicdani.” Bu cümle aslında bir savunmadan çok, geçmişe tutulmuş bir ayna. Ancak şunu da söylemek gerekir: Bursa halkı geçmişi değil, bugünü yaşıyor. Trafikte geçen saatler, artan araç sayısı, geciken projeler sabrı zorluyor. Başkanın açıkladığı 2050 vizyonlu Sürdürülebilir Ulaşım Ana Planı, bu nedenle hayati önemde. Kağıt üzerinde değil, sahada karşılığı olursa… Rakamlar büyük, vaatler kapsamlı: yüzlerce kilometrelik yol çalışması, köprüler, bisiklet yolları, kavşak düzenlemeleri… Metrobüsün rafa kalkıp hızlandırılmış otobüs hattına geçilmesi ise pragmatik ama riskli bir tercih. Doğru işletilmezse, “geçici çözüm” kalıcı soruna dönüşebilir. Raylı sistem konusunda ise Bozbey’in “Belgelerle konuşuyoruz” çıkışı dikkat çekici. Topu geçmiş yönetime atmaktan öte, mevzuat, finansman ve izin süreçlerinin nasıl tıkandığını açıkça ortaya koyuyor. Yine de kamuoyunun beklentisi net: Gerekçe değil, sonuç. HAVAİST meselesi, işin başka bir boyutu. Belediye, kentin ulaşım hakkını savunduğunu söylüyor ve hukuki mücadeleyi sürdürüyor. Burada mesele yalnızca bir ihale değil; kamu yararı mı, piyasa mantığı mı? Ve zamlar… Bozbey’in “insaf” çağrısı, ekonomik gerçeklerle örtüşüyor olabilir ama vatandaşın cebindeki yangını söndürmeye yetmiyor. Ulaşımda denge, sadece mali tablolarla değil, hizmet kalitesiyle kurulur.
Sonuç olarak Bursa’nın sorunu bir günde çözülmez, doğru. Ama Bursa’nın sabrı da sonsuz değil. Bozbey’in çizdiği uzun vadeli tablo umut verici; şimdi sıra, bu vizyonu trafikte hissedilir kılmakta. Çünkü Bursa gerçekten günübirlik yönetilemez. Ama günü kurtaramayan yönetimler de uzun vadeyi anlatmakta zorlanır.