Geçtiğimiz hafta YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’i ağırlayan Bursa dün de AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Âlâ’yı ağırladı… Türkiye Yüzyılı buluşmasının özel konuğuydu Milletvekili Âlâ… Elbette toplantının Ankara’ya bakan tarafı vardı. “Terörsüz Türkiye” süreci vardı, yeni anayasa tartışmaları vardı, Türkiye’nin bölgesel rolü vardı. Ama Bursa’dan baktığımızda toplantının asıl dikkat çekici taraflarından biri, İl Başkanı Davut Gürkan’ın kullandığı şu ifadeydi:“Asıl amaç Türkiye’nin bir fotoğrafını çekmek.”
22 BİN YENİ ÜYE
Aslında tek başına bu cümle bile günün siyasi mesajını anlatmaya yetiyordu. Çünkü Gürkan’ın tarif ettiği program, klasik anlamda bir teşkilat toplantısından ziyade Bursa’nın 17 ilçesine yayılan kapsamlı bir saha çalışmasıydı. Üstelik sahaya yalnızca Bursa teşkilatı çıkmadı. Farklı illerden milletvekilleri, parti yöneticileri ve geçmiş dönemlerde önemli görevler üstlenmiş isimler Bursa’nın ilçelerine dağıldı. Bu yönüyle bakıldığında AK Parti, Bursa’da hem kendisini anlatmaya hem de seçmenin ne anlattığını dinlemeye dönük geniş kapsamlı bir çalışma başlattı. Davut Gürkan’ın verdiği rakamlar da teşkilatın bir süredir bu yöntemi kullandığını gösteriyor. Yılbaşından bu yana 19 bin 865 hane ziyareti, 22 bin 240 yeni üye ve Bursa genelinde 419 bin 324 üyeye ulaşan bir teşkilat yapısından söz ediyoruz. Rakamlar siyasette önemlidir. Ama sandığa giden yolun yalnızca rakamlardan geçmediğini de en iyi siyasetçiler bilir. Gürkan’ın “fotoğraf çekmek” sözünü önemli kılan da tam olarak bu. Çünkü Bursa’nın fotoğrafını çekmeye kalktığınızda karşınıza tek bir Bursa çıkmıyor. Osmangazi başka bir şey söylüyor, Nilüfer başka… Yıldırım’ın beklentisiyle Mudanya’nın gündemi aynı değil. İnegöl’de üretim ve sanayi konuşulurken dağ ilçelerinde tarım, ulaşım ve göç daha fazla öne çıkabiliyor. Gemlik'in gündemine liman ve sanayi eklenirken İznik'in önüne turizm ve tarım geliyor.
TAM KADRO SAHAYA
İşte bu nedenle ilçelere gönderilen isimler de programın siyasi ağırlığını gösteriyor. Bursa’nın merkezi Osmangazi’ye tek isim değil, iki isim gönderildi. Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı ile MKYK Üyesi Naim Makas, kentin en büyük ilçelerinden birinde sahaya çıktı. Yıldırım’da Kocaeli Milletvekili Veysel Tiryakioğlu, Nilüfer’de Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Muhammed Ali Yılmaz görevlendirildi. Bursa siyasetinin üç büyük merkez ilçesinde farklı profillerin sahaya sürülmesi, çalışmanın yalnızca sembolik bir ziyaret programı olarak düşünülmediğini gösteren ayrıntılardan biri. Ardından Bursa’nın üretim merkezlerinden İnegöl geliyor. İnegöl’de İzmir Milletvekili Mustafa Birici sahadaydı. Gemlik’te Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, Mudanya’da yine Sakarya Milletvekili Ali İnci, Gürsu’da ise Kütahya Milletvekili Mehmet Demir vatandaşla buluşmak üzere görevlendirildi. Liste batıya doğru uzandığında Mustafakemalpaşa’da önceki dönem Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Karacabey’de İstanbul Milletvekili Behiye Eker, Orhangazi’de Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu karşımıza çıkıyor. Kestel’de ise dikkat çekici bir isim vardı. Eski İçişleri Bakanı ve Erzurum Milletvekili Selami Altınok. Yenişehir’de Kocaeli Milletvekili Sami Çakır, İznik’te Yalova Milletvekili Melih Akyol, Orhaneli’de İstanbul Milletvekili Rabia İlhan, Keles’te Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Zahir Soğan görev aldı. Dağ yöresinin iki ilçesi Büyükorhan ve Harmancık ise Bilecik Milletvekili Halil Eldemir’e bırakıldı. Yani Bursa'nın 17 ilçesinde, farklı siyasi deneyimlere sahip isimlerin dahil edildiği geniş bir saha organizasyonu kuruldu.
BURSA’NIN RÖNTGENİ ÇEKİLDİ
Burada dikkat edilmesi gereken mesele, kimin hangi ilçeye gönderildiğinden çok, bu isimlerin Bursa’dan Ankara’ya ne götüreceği. Çünkü Davut Gürkan açık biçimde sahadan elde edilen izlenimlerin rapor haline getirilerek Genel Merkez’e sunulacağını söylüyor. O halde Türkiye Yüzyılı Buluşmaları'nın Bursa ayağını yalnızca “AK Parti sahaya indi” cümlesiyle okumak eksik kalır. Bir anlamda AK Parti Bursa'da kendi siyasi röntgenini de çekiyor. Çünkü dinlemek, aynı zamanda seçmenin memnun olmadığı alanları da duymayı gerektirir. Bursa gibi sanayinin kalbi olan bir kentte ekonomiyi dinlemeden olmaz. Trafiği konuşmadan olmaz. Esnafın maliyetlerini, çiftçinin üretim sıkıntısını, konut meselesini, altyapıyı ve yıllardır beklenen hızlı treni duymadan çekilen fotoğraf eksik kalır. Tam burada Efkan Âlâ’nın konuşması devreye giriyor. Âlâ, Bursa’dan yalnızca Bursa’ya konuşmadı. Türkiye’nin genel siyasi tablosunu çizdi. “Terörsüz Türkiye” hedefinden söz ederken bunu Türkiye'nin güvenliği kadar bölgesel istikrarla ilişkilendirdi. Yeni anayasa konusunda ise hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, devlet mekanizmasının kişilerden bağımsız biçimde işleyebildiği yeni bir anayasal yapıya ihtiyaç olduğunu savundu.
EKONOMİ VURGUSU
Âlâ’nın konuşmasının bir başka ayağı ise doğrudan Bursa’ydı. Bursa’nın ekonomik gücüne vurgu yaptı; üretimiyle, ihracatıyla, sanayisiyle kentin Türkiye açısından taşıdığı ağırlığın altını çizdi. Bursa için “dünya şehri” tanımlaması yaptı. Bu söz Bursa için elbette güzel. Fakat Bursa’nın dünya şehri olma iddiasının günlük hayatın içinde de karşılığını bulması gerekiyor. Dünya şehri dediğimiz Bursa’da insanlar sabah işe giderken trafikte saatlerini kaybediyorsa, ulaşım meselesini de konuşmak gerekir. Dünya şehri dediğimiz Bursa hızlı treni yıllardır bekliyorsa, o trenin ne zaman geleceğini de konuşmak gerekir. Dünya şehri dediğimiz Bursa üretirken, büyürken ve göç almaya devam ederken altyapının bu büyümeye ne kadar yetişebildiğini de masaya koymak gerekir. Nitekim Âlâ hızlı tren konusunda deneme süreçlerinin başlayacağına ilişkin mesaj verdi. Bursalı için artık bu konuda söylenen her yeni tarih doğal olarak temkinli karşılanıyor. Çünkü hızlı tren Bursa siyasetinin yıllardır bitmeyen hikâyelerinden biri haline geldi. O nedenle artık açıklamadan ziyade ray üzerinde ilerleyen treni görmek, Bursa açısından çok daha güçlü bir mesaj olacaktır. Bütün bunları yan yana koyduğumuzda Türkiye Yüzyılı Buluşmaları'nın Bursa ayağında aslında iki ayrı siyasi hat görüyoruz. Birinci hatta Efkan Âlâ var. Ankara'nın büyük başlıklarını; yeni anayasayı, güvenliği, bölgesel gelişmeleri ve Türkiye'nin gelecek vizyonunu anlatıyor.
İKİNCİ HAT GÜRKAN’DA
İkinci hatta Davut Gürkan var. Bursa’nın 17 ilçesini, mahalleyi, esnafı, sanayiciyi, çiftçiyi ve vatandaşı merkeze alan saha siyasetini anlatıyor. Biri büyük fotoğrafı tarif ediyor, diğeri o fotoğrafın Bursa'daki piksellerini toplamaya çalışıyor. Bence programın Bursa açısından esas önemi de burada. Çünkü seçim olmadığı zamanlarda yapılan saha çalışmaları, seçim kapıya dayandığında yapılanlardan daha fazla şey anlatabilir. Seçim zamanı herkes sokağa çıkar. Asıl mesele seçim yokken sokağın sesini duyabilmektir. Davut Gürkan’ın Bursa teşkilatını 17 ilçede hareketlendirmesi bu nedenle dikkate değer. Ancak bundan sonraki bölüm daha önemli. 19 bin 865 kapı çalındıysa o kapıların arkasından ne söylendi? 22 bin 240 yeni üye kazanıldıysa bunun yanında eleştiren vatandaş ne anlattı? Sanayici ne istedi? Esnaf neden yakındı? Çiftçinin beklentisi neydi? Gençlerin Bursa’ya ve geleceğe ilişkin söyledikleri raporlara ne kadar girecek? Bu soruların cevabı mikrofonların önünde değil, 17 ilçeden Ankara'ya gidecek raporlarda saklı olacak. Bursa’nın fotoğrafı gerçekten çekilecekse güzel çıkan karelerin yanında sorunlu alanların da objektife girmesi gerekiyor. Çünkü fotoğrafa filtre koyduğunuzda güzel görüntü elde edersiniz. Ama gerçeği göremezsiniz. Efkan Âlâ’nın Bursa ziyareti ve Davut Gürkan’ın 17 ilçelik saha hamlesi bu açıdan önemli bir siyasi çalışma olarak kayda geçti. Şimdi geriye tek bir mesele kalıyor: 17 ilçeden yükselen ses Ankara’ya nasıl ulaşacak? Çünkü Bursa anlatılmayı bekleyen bir şehirden çok, artık daha fazla dinlenmeyi bekleyen bir şehir.