KÖŞE YAZISI

BÜYÜK İSKENDER KÜÇÜK FESTİVAL ÖYLE Mİ?

21.09.2026 15:01
BÜYÜK İSKENDER KÜÇÜK FESTİVAL ÖYLE Mİ?

5. Uluslararası Gastronomi Festivali bu yıl sadece Bursa’da değil tüm ülkede gündem oldu… İnsan ister istemez şaşırıyor. Aylarca hazırlanan, onlarca kişinin gece gündüz çalıştığı, yüzlerce üreticinin, şefin, kooperatifin, akademisyenin ve gastronomi profesyonelinin yer aldığı koskoca bir festival, bir anda birkaç görüntüye sıkıştırılıyor. Bursa’nın gastronomi festivalinde Bursa’nın simge lezzetlerinden İskender’i yemesi büyük mesele oldu… Asıl mesele burada başlıyor. Çünkü bir organizasyonu eleştirmek başka şeydir, o organizasyonun arkasındaki emeği yok saymak başka… Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali için hazırlıklar aylar öncesinden başladı. Sadece Merinos Parkı’na stant kurup üç gün yemek satmaktan söz etmiyoruz. Bursa’nın gastronomi kimliğini uluslararası alana taşımak için yapılan bir organizasyondan söz ediyoruz. Onlarca toplantı… Program hazırlıkları, şeflerle görüşmeler, üreticiler, kooperatifler, belediye ekipleri, sahne, teknik altyapı, güvenlik, ulaşım, konaklama, tanıtım, basın ve daha sayamadığımız onlarca detay. Bunların hiçbirisi bir gecede ortaya çıkmadı. Aylarca çalışıldı. Mesai harcandı. Kamu kaynağı kullanıldı. İnsan emeği verildi. Ve sonunda Bursa üç gün boyunca gastronominin merkezlerinden biri haline getirilmeye çalışıldı. Festival alanında 165 stant kuruldu. 10 ülkeden 12 kardeş şehir Bursa’ya geldi. Bursa’nın yerel ürünleri, coğrafi işaretli değerleri, kadın kooperatifleri ve üreticileri bir araya getirildi. Şefler mutfağa girdi. Yarışmalar düzenlendi, söyleşiler yapıldı. Çocuklara yönelik etkinlikler gerçekleştirildi. Gastronomi ile turizm birbirine bağlanmaya çalışıldı.

BİR KARE FOTOĞRAFLA GELEN UTANÇ

Allah aşkına… Bursa’nın gastronomi festivalinde İskender yenmesinden daha doğal ne olabilir? Üstelik mesele sadece İskender de değil. Şahin Biba’nın festival boyunca mutfağın içine girdiği, şeflerle birlikte etkinliklere katıldığı, Bursa’nın yerel yemeklerini hazırladığı görüntüler de var. Ünlü şeflerle mutfak etkinliklerine katılıyor.  “700 Yıllık Fetih Yemekleri” yarışmasında önlüğü giyiyor. Özel gereksinimli bireylerin yer aldığı etkinliklerde bulunuyor. Yani festivalin içerisinde görünür oluyor. Elbette burada bir belediye başkanvekilinin görünürlüğü tartışılabilir.  “Fazla mı öne çıktı?”  “Daha mı geri planda kalmalıydı?”  “Organizasyonun yıldızı Biba mı olmalıydı, Bursa mutfağı mı?” Bunların tamamı tartışılabilir. Gazetecilik zaten biraz da bunun için var. Ama bir başka gerçek de var: Biba’nın birkaç görüntüsünden yola çıkarak bütün festivali mahkûm etmek, organizasyona emek veren yüzlerce kişiye haksızlık olur. Çünkü o görüntülerin arkasında bir emek ordusu var. Bunu görmezden gelmeyelim. Bir belediye çalışanının gece yarısı yaptığı hazırlığı… Bir üreticinin aylarca hazırladığı ürünü… Bir kadın kooperatifinin emeğini… Bir şefin hazırlığını… Bir teknik ekibin günler süren çalışmasını… Bir organizasyon ekibinin uykusuz gecelerini… Bir stant sahibinin yaptığı masrafı… Bir şehrin gastronomi iddiasını… Bir tabak İskender uğruna çöpe atmayalım.

GERÇEĞİ ISKALAMAMAK GEREK

Şimdi gelelim işin diğer tarafına… Kamu parası harcanıyor mu? Evet. O zaman elbette soracağız. Ne kadar harcandı? Nereye harcandı? Organizasyonun ekonomik karşılığı ne oldu? Bursa’ya kaç turist kazandırdı? Yerel üreticiye ne kattı? Esnafın cirosuna nasıl yansıdı? Uluslararası tanıtıma ne kadar katkı sağladı? Bunlar sorulmalı. Çünkü kamu organizasyonlarının başarısı alkışla değil, sonuçlarıyla ölçülür. Fakat bunları sormakla…  “Biba İskender yedi” görüntüsünü günlerce döndürmek arasında dağlar kadar fark var. Birincisi gazeteciliktir. İkincisi ise festivalin gerçek hikâyesini ıskalamaktır Bursa’nın gastronomisi sadece İskender’den ibaret değil. Cantık var. Pideli köfte var. Tahinli pide var. Kestane şekeri var. Süt helvası var. Mustafakemalpaşa tatlısı var. Bursa şeftalisi var. Keles kirazı var. Yenişehir biberi var. İnegöl köftesi var. Dağ ilçelerinin kendine özgü mutfak kültürü var. Osmanlı mutfağının mirası var. Ve bütün bunların arkasında binlerce üretici var. İşte festivalin asıl anlatması gereken hikâye bu. Şahin Biba’nın da festival boyunca verdiği mesajların merkezinde Bursa mutfağının marka değerinin yükseltilmesi vardı. Bu açıdan bakıldığında Biba’nın organizasyon içerisindeki aktif görüntüsü, “İskender yedi” cümlesinden çok daha büyük bir hikâyenin parçası.

BURSA NE KAZANDI?

Şimdi kimse çıkıp da “Festivali eleştirmeyin” demesin. Tam tersine… Eleştirelim. Hem de sonuna kadar. Eksiklerini yazalım. Nerede hata yapıldıysa söyleyelim. Harcanan parayı sorgulayalım. Organizasyonun daha profesyonel olması için öneriler getirelim. Uluslararası katılımın niteliğini tartışalım. Bursa’nın gastronomi turizminden ne kadar pay aldığına bakalım. Ama bütün bunları yaparken bir şeyi unutmayalım: Bu festivalin arkasında aylarca çalışan insanlar var. Ve onların emeği bir sosyal medya videosundan ibaret değil. Bursa’da bazen bir fotoğrafa bakıp hikâyenin tamamını anlatmaya çalışıyoruz. Oysa gazetecilik biraz da fotoğrafın arkasındaki hikâyeyi görebilmektir. Şahin Biba’nın İskender yerken çekilmiş görüntüsü elbette haber olabilir. Ama koskoca gastronomi festivalinin tamamı değildir.   Bir sonraki festivalde daha iyisi yapılabilir. Hatta yapılmalıdır. Bursa'nın gastronomisi üzerinden siyaset yapmak kolay… Bir tabak İskender üzerinden gündem oluşturmak daha da kolay… Zor olan ise Bursa'nın mutfak kültürünü dünyaya anlatmak. Ve eğer gerçekten Bursa’yı konuşacaksak… Biraz da o zor işi konuşalım. Çünkü bu şehir bir tabak İskender’den çok daha fazlasını hak ediyor.

Haber Gönder