Fon vurgunu, Bursa’da oynanan Milli maç heyecanı, seçimine 1 kala BTSO yarışı, okullarda yaşanan üzücü saldırı girişimleri derken epey bir gündemin akışına kapıldık gittik… İşte bugün o gündeme ufak bir soluklanma molası vermek istiyorum. Bizzat yerinde bulunduğum güzel bir tesisi kaleme almak istiyorum… Belediyecilikte bazı işler vardır, herkes görür. Yeni yol yapılır, asfalt dökülür, park açılır, araç alınır; fotoğrafı çekilir, haberi yapılır. Bir de bütün bu işlerin arkasında çalışan ama adı çok fazla duyulmayan yapılar vardır. İznik'te bunun adı bugün biraz da İZBEL. İznik Belediyesi'nin iştiraki olan İZBEL'e sadece bir belediye şirketi gözüyle bakarsanız, bence büyük resmi kaçırırsınız. Çünkü mesele yalnızca bir şirket bilançosu, bir sosyal tesis ya da İzbel Cafe değildir. Mesele; insan gücü, işletme kabiliyeti, sosyal belediyecilik ve belediyenin sahadaki hareket alanıdır. İşte İZBEL tam da bu noktada İznik Belediyesi'nin görünmeyen ama çalışan ellerinden biri haline geliyor.
BELEDİYENİN VİTRİNİ DEĞİL, MUTFAĞI...
Ben belediye iştiraklerine biraz farklı bakıyorum. İyi yönetilen belediye şirketleri başkanların vitrin süsü değildir. Tam tersine belediyenin mutfağıdır. Vatandaş çoğu zaman kimin bordrosunda çalıştığını bilmez. Sabah temiz bir sokağa çıkar. Düzenlenmiş bir alanda yürür. Belediyenin sosyal tesisinde ailesiyle oturur. Bir organizasyona katılır. Bir hizmetin zamanında yapıldığını görür. Vatandaşın baktığı yer burasıdır. İZBEL'in önemini de burada aramak gerekiyor. Çünkü İznik Belediyesi'nin hizmet üretiminde şirketin insan kaynağı ve işletme gücü önemli bir yer tutuyor. Yani tabelada belediye yazarken arka plandaki emeğin bir bölümünde İZBEL'i görmek mümkün. Bence İZBEL'in hakkını teslim ederken önce bunu söylemek gerekiyor.
İZBEL CAFE'DEN DAHA FAZLASI
İZBEL denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri doğal olarak göl kıyısındaki belediye işletmesi. Ama oraya sadece “belediyenin kafesi” diye bakmak da haksızlık olur. Çünkü İznik gibi turizm potansiyeli son derece yüksek bir ilçede belediye işletmelerinin başka bir görevi daha var: Kenti anlatmak. İznik'in zeytinini, üzümünü, gastronomisini, çinisini, tarihini ve kültürünü ziyaretçiyle buluşturmak. İşte İZBEL'in önünde asıl büyük fırsat burada duruyor. İznik'e gelen turist yalnızca Ayasofya'yı görüp, surların önünde fotoğraf çektirip, gölü seyredip gitmemeli. İznik'te yemeli. İznik'te alışveriş yapmalı. İznik'in ürününü tanımalı. Esnafına, üreticisine ve ekonomisine katkı bırakmalı. Belediyenin kendi şirketi de bu zincirin en önemli halkalarından biri olabilir.
USTA'NIN ÖNÜNDEKİ FIRSAT
Başkan Kağan Mehmet Usta döneminde İznik'e baktığımızda dikkat çeken noktalardan biri belediyenin sahadaki kapasitesini artırma çabası. Araç filosunun güçlendirilmesi bunun somut örneklerinden. Belediye filosuna kazandırılan ekskavatörün ardından yeni greyderin de devreye alınması, özellikle kırsal mahalleleri bulunan İznik açısından küçümsenecek bir yatırım değil. Çünkü belediyecilik sadece meydanda çiçek dikmek değildir. Kırsaldaki yolu açamıyorsanız, bozulan yolu düzeltemiyorsanız, altyapı çalışmasının ardından sahayı toparlayamıyorsanız vatandaş belediyeyi tam da orada sorgular. Makine parkının güçlenmesi bu nedenle önemlidir. Hele ki İznik gibi merkezi kadar kırsalı da güçlü bir ilçede... Bir tarafta bunlar yapılırken diğer tarafta sosyal yaşamın hareketlendirilmesi de önemli. Yaz aylarında gerçekleştirilen açık hava etkinlikleri, çocuklara yönelik programlar ve sahilde oluşturulan sosyal ortam aslında belediyeciliğin başka bir yüzünü gösteriyor. Çünkü şehir sadece yaşanılan yer değildir. Şehir, insanların birlikte yaşadığı yerdir. Aradaki fark büyük.
KAZANAN İZNİK OLUR
Bence asıl mesele bundan sonrası. İZBEL'in potansiyeli bugünkü faaliyet alanından çok daha büyük. İznik Belediyesi'nin elinde bu şirket üzerinden çok önemli bir marka yaratma fırsatı bulunuyor. Düşünsenize... İznik'in zeytini İZBEL tesislerinde daha görünür hale geliyor. Müşküle üzümü ve yerel ürünler tanıtılıyor. Kadın kooperatiflerinin ürettikleri belediye tesislerinde vatandaşla ve turistle buluşuyor. İznik'in gastronomik değerleri menülere daha güçlü biçimde giriyor. Gençlerin istihdamına katkı sağlayacak yeni işletme modelleri oluşturuluyor. Yerel üreticiden doğrudan alım modelleri geliştiriliyor. Ve bütün bunlar yapılırken sosyal belediyecilik anlayışı gereği fiyatlar erişilebilir tutuluyor. İşte o zaman İZBEL yalnızca belediyenin şirketi olmaktan çıkar. İznik'in markası olur. Bence hedef tam olarak bu olmalı. Çünkü İznik'in önünde ciddi bir fırsat var. Kağan Mehmet Usta yönetimi bu fırsatı doğru değerlendirir, İZBEL'i turizmden gastronomiye, yerel üreticiden sosyal tesislere kadar geniş bir vizyonun parçası haline getirirse kazanan yalnızca belediye olmaz. İZBEL de olmaz. Kazanan İznik olur. Kalın sağlıcakla…