Yakışmadı Sayın Kayıhan Pala
Siyaset, insanların yalnızca söyledikleriyle değil, zor zamanlarda nerede durduklarıyla da değerlendirilir. Kriz dönemleri, siyasi aktörlerin samimiyetini, cesaretini ve ilkelerini ortaya koyan en önemli sınavlardır. CHP Bursa'da Mustafa Bozbey'in tutuklanma süreciyle başlayan ve ardından mutlak butlan tartışmalarıyla devam eden gelişmeler de adeta bir turnusol kâğıdı işlevi gördü. Bu süreçte kimin hangi noktada durduğu, kimin neye sahip çıktığı, kimin ise en kritik anlarda sessiz kalmayı tercih ettiği açık biçimde görüldü.
Prof. Dr. Kayıhan Pala, akademik kariyeriyle saygı duyulan bir isimdir. Ancak siyaset, akademiden farklı bir alandır. Siyaset yalnızca fikir üretmek değil, gerektiğinde sahada olmak, sorumluluk almak ve zor zamanlarda tavır ortaya koyabilmektir. Mustafa Bozbey'in Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin ardından kamuoyunda en çok tartışılan konuların başında eşi Şafak Pala, baldızı ve yeğenine ilişkin görevlendirme ve ilişkiler geldi. Bu tartışmalar yalnızca Bursa'nın değil, zaman zaman ulusal kamuoyunun da gündemine taşındı.
DİKKAT ÇEKEN TABLO
Sayın Pala, bu konularla ilgili çeşitli açıklamalar yaptı ve yakınlarını savundu. Ancak kamuoyunun beklentisi yalnızca savunma yapılması değil, ortaya çıkan soru işaretlerinin şeffaflıkla giderilmesidir. Çünkü siyasette yakın çevreyle ilgili tartışmalar söz konusu olduğunda gösterilecek hassasiyet, kamuoyunun güveni açısından büyük önem taşır. Mustafa Bozbey'in gözaltı ve tutuklanma sürecinde ise dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Geçmişte Bozbey ile siyasi görüş ayrılıkları yaşayan isimler dahi destek eylemlerinde ve protestolarda yer alırken, Bozbey'e yakınlığıyla bilinen bazı isimlerin süreç boyunca sahada yeterince görünmemesi kamuoyunda konuşuldu.
Mutlak butlan tartışmaları sırasında da benzer bir tablo yaşandı. CHP'nin en hararetli günlerinde birçok isim açık tavır ortaya koyarken, Sayın Pala'nın daha mesafeli bir görüntü vermesi dikkatlerden kaçmadı. Ancak asıl tartışma yaratan konu, CHP Bursa İl Başkanlığı'nın bayramlaşma programında gazeteciler hakkında kullandığı ifadeler oldu. Sayın Pala'nın gazeteciler için kullandığı "beslemeler" ifadesi, basın camiasında ciddi rahatsızlık yarattı.
GAZETECİNİN GÖREVİ ALKIŞLAMAK DEĞİL!
Eleştirilebiliriz, tartışabiliriz, farklı düşünebiliriz. Ancak gazetecileri "iyi gazeteci" ve "besleme" şeklinde ayırmak, demokratik tartışma kültürüne katkı sunmaz. Bir gazeteci sizi eleştiriyorsa kötü, sizi övüyorsa iyi gazeteci olmaz. Gazeteciliğin görevi alkışlamak değil, sorgulamaktır. Basın mensupları siyasetçilerin hoşuna giden soruları sormak zorunda değildir. Kimi zaman rahatsız eden sorular da kamu adına sorulur.
Eğer bir etik tartışması yapılacaksa, bu tartışma yalnızca eleştiren gazeteciler üzerinden yürütülemez. Bugün Bursa kamuoyunda uzun süredir konuşulan bazı görevlendirmeler, bazı ilişkiler ve belediye çevresinde oluşan bazı yapılar hakkında da aynı hassasiyet gösterilmelidir. Özellikle kamuoyunda sıkça dile getirilen ve Bursa siyasetinde "yaman" olarak anılan bazı çevrelere yönelik sessizlik sürerken, gazetecilerin hedef alınması çelişkili bir görüntü oluşturmaktadır.
Diğer taraftan Türkiye'nin ekonomik gerçekleri ortadadır. Emekliler geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor, çalışanlar ay sonunu getirmeye çalışıyor, gençler gelecek kaygısı taşıyor. Bu nedenle siyaset yapan herkesin, özellikle ekonomik açıdan toplumun büyük bölümünden daha avantajlı koşullarda bulunanların, vatandaşın yaşadığı hayatla arasındaki mesafeyi iyi görmesi gerekir. Bugün milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, siyaset kurumunun önceliği de bu sorunlara çözüm üretmek olmalıdır.
İĞNEYİ BATIRMAYI DA BİLMELİ İNSAN
Sayın Şafak Pala'ya da küçük bir hatırlatma yapmak gerekir. Bursa'nın kültür ve sanat hayatı dün başlamadı. Bu şehir yıllardır festivallerin, sergilerin, konserlerin ve kültürel etkinliklerin merkezi oldu. Yapılan her olumlu çalışmayı takdir etmek gerekir ancak geçmişte yapılanları görmezden gelerek her şeyi yeni başlamış gibi sunmak da doğru değildir. Sayın Kayıhan Pala'nın gazetecileri hedef alan söylemleri de, kamuoyunda uzun süredir tartışılan yakın çevre ilişkilerine yönelik yaklaşımı da eleştiriye açıktır. Siyaset, yalnızca kürsüden konuşmak değildir. Siyaset; zor zamanda sahada olmak, kendi mahallesindeki yanlışlara da aynı cesaretle yaklaşabilmek ve eleştiriye tahammül gösterebilmektir. Tarafsızlık ise tarafsız olduğunu söylemekle değil, gerektiğinde kendi tarafına da aynı ölçüde eleştiri yöneltebilmekle mümkündür. Bursa kamuoyu da tam olarak bunu görmek istemektedir. Yazımı noktalarken ‘Yaman’ bir soru sorayım istedim.. BESLEME üzerine… Besleme dediğiniz kimler oluyor? Ya da şöyle soralım; Bozbey zamanında kamu kaynaklarını sömürenler hangi kategoride… Besleme mi yoksa yandaş mı? Kalın sağlıcakla…
