Her an her dakika yeni isimler, yeni gözaltı haberleri ile takip ediyoruz fon soruşturmasını… Daha ne olabilir dedikçe, daha da artıyor şaşkınlığımız… 118 kişi şu ana kadar tutuklanarak cezaevine gönderildi… İçlerinde eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın da olduğu 118 isim… Ve öyle sıradan isimler de değil… Çok önemli yerlerde çök önemli görevlerin sorumluları… Ve ne yazık ki bu fon soruşturmasında daha nicelerini göreceğiz gibi… Elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki net mesajı son derece önemli. ‘Ucu kime giderse gitsin hesabı sorulacak’ demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan… Ve bu konuda kararlı adımların atıldığını da görüyoruz… Ak Parti’nin önemli isimleri de fon soruşturmasında sert mesajlar veriyorlar…. ‘Arınma’ sesleri yankılanırken, Efkan Ala’nın Bursa 67. İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşma tarihi bir mesaj gibiydi… Ala, Bursa'da konuştu, fon soruşturmasında ise dikkatler Ankara ve İstanbul'a çevrildi. “Devlete talipseniz servete talip olamazsınız, olmamalısınız!” sözü çok net bir mesaj ve konunun özetiydi… Kamu kaynaklarının bir emanet olduğunu, bu emanete ihanet edenlerin AK Parti'de barınamayacağını söyledi. Yanlış yapanın siyasette de bürokraside de korunmayacağını vurguladı.
SÖZ SIRASI YARGIDA
Sözler oldukça net ama soruşturmanın geldiği son nokta gerçekten hem vahim hem de dikkat çekici. Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın tutuklanması, dosyanın siyasi ve toplumsal boyutunu daha da büyüttü. Ardından eski SPK Başkanvekili Enver Usca'nın da aralarında bulunduğu dört kişinin tutuklanmasıyla soruşturmada toplam tutuklu sayısı 118'e yükseldi. Üstelik dosyada yalnızca siyasetçiler yok. Sermaye piyasalarında görev yapmış eski bürokratlar, finans çevrelerinden isimler ve şirket yöneticileri de soruşturmanın farklı aşamalarında gündeme geldi. Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemler, bazı hisse senetlerindeki olağan dışı hareketler, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek kamuya açıklanmamış bilgiler ve fonların tasfiye süreci… Özellikle Özata Denizcilik hisseleri üzerinden yürütülen incelemeler dikkat çekiyor. Savcılığın sevk yazısında, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerini fonların tasfiye kararından bir gün önce sattığı, işlem ve bağlantılar üzerinden kamuya açıklanmamış bilgilerden haberdar olduğu yönünde değerlendirmelere yer verildi. Bunlar soruşturma dosyasındaki iddialar ve değerlendirmeler. Tabii ki tutuklama kararı tek başına suçluluğun kesinleştiği anlamına gelmiyor. Yargı sürecinin tamamlanmasını beklemek gerekiyor.
BURSA DETAYI DİKKAT ÇEKİCİ
Fon soruşturmasının Bursa için önemli detayına değinmeden olmaz… Fon soruşturması kapsamında tutuklanan Pusula Holding ve Katılımevim Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, savcılık ifadesinde Pusula Portföy YK Başkanı Muhammed Yarız ile arasındaki yaklaşık 1,9 milyar TL'lik para hareketlerine değindi. Turhan, bu yüksek tutarlı para trafiğinin ticari ilişkilerden kaynaklandığını savunurken, işlemlerin arasında Katılımevim'e ait arazinin bir kısmına ilişkin ödemenin de yer aldığını belirtti. Turhan'ın ismi, Bursa'daki Atış Yapı ve Carrefour arazisi projeleriyle de gündeme gelmişti. Patronu Namık Kemal Gökalp’in operasyon kapsamında gözaltına alınıp tutuklandığı İnfo Yatırım, Bursa-Nilüfer'deki irtibat bürosunu kapatma kararı aldı. 31 Ekim 2026 itibarıyla kapatılan ofisteki müşteri işlemlerinin genel müdürlüğe devredileceği duyuruldu. Ancak 118 kişinin tutuklandığı, eski bakanların ve eski üst düzey kamu yöneticilerinin isimlerinin geçtiği bir dosyada kamuoyunun cevap beklemesi de son derece doğal. Çünkü burada yalnızca borsa işlemleri konuşulmuyor. İnsanların birikimleri, piyasalara duyduğu güven ve denetim mekanizmalarının işleyişi de tartışılıyor. İşte tam bu noktada Efkan Ala'nın Bursa'da yaptığı konuşmaya yeniden dönmek gerekiyor; “Emanete ihanet eden AK Parti'de barınamaz…”
EMANETİN PARTİSİ OLMAZ
Bu sözün doğal karşılığı, emanetin kimde olduğuna bakılmaksızın aynı hassasiyetin gösterilmesidir. Belediyelerde kamu kaynaklarının korunmasını savunmak ne kadar önemliyse, finans piyasalarında yatırımcının hakkını ve güvenini korumak da o kadar önemli. Üstelik mesele yalnızca yanlış yapanların cezalandırılması değil. Bu noktaya gelinmesine neden olan denetim eksiklikleri, varsa ihmaller ve sorumluluk zinciri de ortaya çıkarılmalı. Ala'nın “Yanlış yapanı görevden alırız, siyasetteyse dışarı koyarız” açıklamasıda bu açıdan önemli. Şimdi kamuoyunun beklentisi, bu yaklaşımın sözde kalmaması ve hukuki süreçlerin sonuna kadar şeffaf biçimde yürütülmesi. Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun… Hukukun önünde herkes eşit olmalı. Çünkü emanetin partisi olmaz. Milletin güveni de hiçbir siyasi kimliğin gölgesinde kalmamalı. Siyasetçinin sözü kürsüde, samimiyeti ise o sözün gereği yerine getirildiğinde belli olur. Süreci hep birlikte takip ediyoruz… Bakalım daha neler göreceğiz… Şaşırtan değil mutlu eden yazılarda buluşmak dileğiyle…. Kalın sağlıcakla…