Yazın sıcağından sonbaharın serinliğine hızlı bir geçiş yaptık… Okullar açıldı, sınıflar doldu taştı… Esnaf satış derdinde, veli günü geçirme derdinde… Üstelik her an her dakika bir şeylerin fiyatı artarken… Malum mazot 100’ü geçmek üzere… Buda iğneden iğliğe zammın habercisi ne yazık ki… İşte hep böyle haberleri yazarken Eylül ayı meclis toplantısından güzel haberler gelsin istedim Büyükşehir Belediyesi meclisinden… Ama elbette güne uygun kararlar verildi… Okullar açılmış, servislerin, otobüslerin, BursaRay’ın yükü artmış… Veliler çocuklarını okula yetiştirme telaşında, öğrenciler yeniden toplu taşımaya dönmüş… Tam da böyle bir dönemde Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nden yüzde 25’lik ulaşım zammı çıktı. BursaRay’da tam bilet 40 liradan 50 liraya yükseldi. Öğrenci bileti 10 liradan 12,50 liraya çıktı. 100 binişlik öğrenci abonmanı 910 liradan 1.137,50 liraya yükseldi. Tam abonmanın fiyatı ise 3 bin 300 liradan 4 bin 125 liraya çıktı. Üstelik mesele sadece BursaRay ve otobüs değil. BURPARK ücretleri, minibüs tarifeleri ve ulaşımın farklı kalemleri de yeni düzenlemeden nasibini aldı. Yani Bursa’da okullar açılırken sadece ders zili değil dert zili çaldı üstelik zam ziliyle birlikte…
ULAŞIMDA ELEKTRİK DÖNÜŞÜMÜ
Şimdi bunu sadece “zam geldi” diyerek geçiştirmek de doğru değil. Çünkü Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın ortaya koyduğu tablo da önemli. Biba, ocak ayında yüzde 15’lik zam yapıldığı dönemde yakıtın 52 lira olduğunu, bugün ise 96 liraya ulaştığını söylüyor. Dahası, BURULAŞ’a vatandaşın daha düşük ücretle ulaşım kullanabilmesi için aylık 330 milyon lira sübvansiyon aktarıldığını, bunun yıllık 4 milyar lirayı geçtiğini belirtiyor. Biba’nın hesabı şu: Bugün ulaşımı sübvanse etmek için harcanan milyarlar, yarın maliyetler düşürülebilirse ulaşım yatırımlarına aktarılabilir. Bu nedenle elektrikli otobüs dönüşümünü işaret ediyor. İlk etapta 3 elektrikli otobüsün alındığını, yıl sonuna kadar 9 araca ulaşılacağını, gelecek yılın ilk yarısında da 55 elektrikli otobüs alınmasının planlandığını açıklıyor. Hedef ise bütün otobüslerin elektrikliye dönüştürülmesi. Buraya kadar matematik belli. Ancak siyasetin ve belediyeciliğin matematiği sadece rakamlardan ibaret değil. Vatandaşın cebindeki matematik de var. Okulların açıldığı, ulaşım talebinin arttığı bir dönemde yüzde 25'lik zam doğal olarak tepki oluşturacaktır. Bunu görmek için uzman olmaya gerek yok. Sabah işe giden vatandaş, okula giden öğrenci, çocuğunu okula gönderen veli… Her gün birkaç kez toplu taşımayı kullanan Bursalı zam kararını doğrudan hissedecek. Dolayısıyla Büyükşehir yönetiminin bundan sonraki sınavı sadece “zam neden yapıldı?” sorusuna cevap vermek olmayacak. Asıl soru şu: Bu zamdan sonra ulaşım gerçekten daha ucuz hale getirilebilecek mi? Çünkü Biba’nın da söylediği gibi mesele artık sadece zam değil, maliyetleri düşürmek. Elektrikli otobüsler bu açıdan önemli bir başlık. Ancak vatandaşın görmek isteyeceği şey açıklama değil, sonuç olacaktır. Yani birkaç yıl sonra “Bakın maliyetleri düşürdük” denilebilmesi… BursaRay'ın, otobüslerin ve diğer ulaşım araçlarının işletme maliyetlerinin gerçekten aşağı çekilebilmesi… Ve mümkünse bu kazanımın yeniden vatandaşın cebine yansıtılması. Çünkü belediyecilikte en güzel zam, hiç yapılmayan zamdır. Bunu yapabilmenin yolu da maliyetleri gerçekten düşürmekten geçer.
MECLİS’TE ÇÖP KAVGASI
Gelelim meclisin ve kentin nefesini tutarak beklediği diğer kritik karara… Kayapa ve Kuruçeşme. Burada Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde sıradan bir imar maddesi görüşülmedi. Resmen Bursa'nın çevre ve şehircilik geleceğinin önemli başlıklarından biri tartışıldı. Kayapa ve Kuruçeşme'de planlanan katı atık tesisi için yapılan itirazlar oy çokluğuyla reddedildi. Toplam 14 parseli ilgilendiren planın önünde artık yeni bir aşama var. Fakat meclisteki atmosfer de en az karar kadar dikkat çekiciydi. Mahalle sakinleri salona pankartlarla geldi. “Kayapa’ya çöplük istemiyoruz” tepkisi yükseldi. Tartışma sırasında bir vatandaşın salondan çıkarılmak istenmesi üzerine gerilim yaşandı. Şahin Biba ve YENİ Parti Meclis Üyesi Emel Duman'ın müdahalesiyle vatandaşın salonda kalmasına izin verildi. İşte tam burada Bursa siyasetinin alışık olduğu o klasik görüntü yeniden ortaya çıktı… Ama meseleye sadece siyasi kavga penceresinden bakmak da eksik kalır. Çünkü Bursa'nın çöp meselesi gerçek ve mevcut depolama alanlarının kapasitesi de sınırsız değil. Büyükşehir yönetimi de zaten projenin gerekçesini bunun üzerine kuruyor. Hatta Biba, mecliste geçmiş dönem yönetimine ait imzalı belgeleri göstererek Kayapa-Kuruçeşme bölgesinin daha önce 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda rezerv atık alanı olarak gündeme getirildiğini savundu.
BİBA: ‘5 YIL SONRA HERKES TEŞEKKÜR EDECEK’
Yani tartışmanın bir tarafında: “Bu tesis burada olmaz.” Diğer tarafında ise: “Peki Bursa'nın artan çöpü nereye gidecek?” sorusu duruyor. Asıl tartışılması gereken de bence burada başlıyor. Çünkü vatandaşın çevre hassasiyeti ne kadar önemliyse, Bursa'nın katı atık sorununa kalıcı çözüm bulmak da o kadar önemli. Şahin Biba'nın bu konuda kullandığı cümle ise oldukça iddialı: “5 yıl sonra herkes teşekkür edecek.” Eğer beş yıl sonra vatandaş gerçekten teşekkür edecekse, bugün atılan her adımın hesabı yarın verilebilir olmalı. Tesis çevreye zarar vermeyecek mi? Atık yönetimi çağdaş standartlarda mı olacak? Bölge insanının yaşam kalitesi korunacak mı? Enerji üretimi olacak mı? Kentin atık yükü azalacak mı? Bunların cevabı beş yıl sonra ortaya çıkacak. O gün Biba'nın “teşekkür” cümlesinin karşılığı da belli olacak. Dolayısıyla bugün yapılması gereken ne projeyi peşinen kutsamak ne de peşinen reddetmek. Ve Bursa'nın geleceği açısından doğru olanın ne olduğunu takip etmek. Aslında Bursa Büyükşehir Meclisi'nin bu son toplantısı kentin önündeki iki büyük meseleyi aynı anda gösterdi. Bir tarafta bugünün Bursa'sı var, diğer tarafta yarının Bursa'sı var. Elbette isimler üzerinden okuma yapmadan kentimiz için en güzelini diliyoruz… Her zaman olduğu gibi sürecin en yakınında takipte olacağız… Kalın sağlıcakla…