Bursa’da iki önemli konunun tatlıya bağlandığı bir haftadayız… Malumunuz haftaya bomba etkisi yaratan bir haberle başlamıştık… Memleket Hastanesi ve Onkoloji Hastanesi’nin olduğu alanlar yani Bursa’nın tarihi hastaneleri satılacak haberi kenti ayağa kaldırmıştı… Tabipler Odası başta olmak üzere sivil toplum örgütlerini harekete geçiren bu haber neyse ki Ankara’dan gelen açıklamayla son buldu…
AK Parti Bursa Milletvekilleri, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na yaptığı ziyarette, bizzat Bakan Memişoğlu’nun açıklamasıyla böyle bir satışın söz konusu dahi olmadığını duyurdular… Tüm kenti rahatlatan güzel bir haberdi… Belki de uzun zamandır Ankara’dan Bursa adına duyduğumuz en güzel haberdi bu… Bir diğer konu ise çevre yolunun paralı olacak olmasıydı… Neyse ki bu konuda da iddiaların asılsız olduğu ortaya çıktı… Bursa üzerine bu kadar hayati konular söz konusu olunca her şey önemini kaybediyor elbette… Ancak güzel bir haber de Ticaret Bakanı Ömer Bolat’dan geldi…
BTSO Nisan ayı Meclis toplantısında iş dünyası ile bir araya gelen Bakan Bolat, Bursa’nın ticaret hacmini korumak, istihdamı güçlendirmek ve üretimi teşvik etmek adına esnafa 200 milyon TL kredi desteği verileceğini duyurdu… Yani uzun süredir can suyu bekleyen esnaf rahat bir nefes alma şansı bulacak. Tüm bu yaşananların arasında kentin nabzı tek bir noktada atıyor desek yanlış olmaz. Elbette Büyükşehir Belediyesi… Başkan Mustafa Bozvey’in tutuklanarak görevden uzaklaştırılması ve yerine Şahin Biba’nın Başkan Vekili olarak gelmesiyle başlayan değişim rüzgarı siyasi fırtınaya dönüştü adeta… Biba’nın başkanvekilliği koltuğuna oturmasıyla birlikte yalnızca yönetim anlayışı değil, bürokratik refleks de değişti. Bu değişim, ilk günden itibaren “hizmette süreklilik” cümlesiyle anlatıldı; ancak sahada okunan tablo bunun çok daha ötesine geçti. Çünkü Şahin Biba’nın gelişi, sadece bir vekâlet değişimi değil, belediye yönetiminde yeni bir güç haritasının kurulması anlamına geldi. Ve o harita, en net biçimde atamalarda kendini gösterdi.Öncelikle en kritik hamle genel sekreterlik makamında yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde bir süredir vekâleten yürüyen Genel Sekreterlik koltuğuna, Eyüpsultan Belediyesi’nin önceki dönem Belediye Başkanı Deniz Köken’in getirildiği bilgisi kulislere düştü. Bu atama sıradan bir bürokratik tercih değil. Çünkü Büyükşehir’in beyni olarak görülen genel sekreterlik makamına, sadece teknik bir yönetici değil, siyasi refleksi güçlü bir isim yerleştirildi. Bu hamleyle birlikte Şahin Biba’nın belediye bürokrasisini “idari koordinasyon” üzerinden değil, “siyasi denetim” üzerinden yeniden dizayn etmek istediği yorumu yapılıyor. Hulusi Doğan’ın vekâleten yürüttüğü süreçten sonra Deniz Köken tercihi, Bursa’ya Ankara destekli daha merkezi bir yönetim modelinin taşındığını gösteriyor.
Hemen ardından dikkat çeken ikinci atama Özel Kalem Müdürlüğü’nde geldi. Cihangir Erol Almaç’ın bu göreve getirilmesi, ilk bakışta rutin bir görevlendirme gibi görülebilir. Oysa belediye koridorlarını bilenler için Özel Kalem, başkanlık katının sinir merkezidir. Kim başkana ulaşacak, hangi dosya öncelik kazanacak, hangi isim içeri girecek; bunların tamamı bu masa üzerinden şekillenir. Bu yüzden Cihangir Erol Almaç tercihi, Şahin Biba’nın yalnızca idari değil, siyasi filtreyi de doğrudan kontrol altına alma hamlesi olarak okunmalı.
Atamaların üçüncü ayağı ise daha sessiz ama bir o kadar stratejik iki şube müdürlüğünde yapıldı. Önder Kılıç’ın Muhtarlık İşleri Şube Müdür Vekili olarak görevlendirilmesi, ilk bakışta alt kademe bir değişiklik gibi durabilir. Ancak Bursa gibi 17 ilçeli, kırsal refleksi güçlü bir şehirde muhtarlık sistemi yalnızca yerel hizmet ağı değil, aynı zamanda siyasi nabız merkezidir. Mahalleyi dinleyen, sokağı ölçen, ilk tepkiyi alan mekanizma burasıdır. Şahin Biba’nın bu alana kendi güven duyduğu bir ismi yerleştirmesi, özellikle kırsal Bursa’da siyasi kontrolü hızla tahkim etme arayışı olarak okunuyor.
Bir diğer kritik atama ise Serkan Teke’nin Turizm ve Tanıtma Şube Müdür Vekilliği’ne getirilmesi oldu. Bu görevlendirme teknik görünse de Bursa’nın yeni vitrin stratejisini doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü turizm, son yıllarda yalnızca ekonomik değil, siyasi imaj üretiminin de en güçlü araçlarından biri haline geldi. Bursa’nın kültür, tarih, gastronomi ve uluslararası tanıtım başlıkları artık yalnızca belediyecilik faaliyeti değil; aynı zamanda kamuoyu yönetiminin bir parçası. Serkan Teke tercihi bu yüzden bir “tanıtım ataması” değil, bir “algı yönetimi” hamlesi olarak değerlendiriliyor. Şahin Biba’nın yaptığı bu atamaların ortak özelliği şu: Hiçbiri yüksek sesle ilan edilmedi ama tamamı kritik sinir uçlarına yapıldı. Genel Sekreterlik, Özel Kalem, Muhtarlık İşleri ve Turizm… Dört başlık da belediyenin görünmeyen omurgasını oluşturuyor. Biri karar mekanizmasını, biri erişim trafiğini, biri saha nabzını, diğeri kamuoyu vitrinini kontrol ediyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Şahin Biba, koltuğa oturur oturmaz önce “vitrini” değil, “mekanizmayı” değiştirdi.
Burada asıl dikkat çekici olan ise hız. Şahin Biba göreve gelir gelmez siyasi kriz yönetmek yerine, kurumsal refleksi yeniden kurgulamayı tercih etti. Bu da bize belediyede geçici bir vekâlet psikolojisinden çok, kalıcı bir yönetim planı kurulduğunu gösteriyor. Zira geçici oturanlar masa korur; kalıcı kalmak isteyenler kadro kurar. Bugün Bursa Büyükşehir’de yaşanan tam da budur. Şahin Biba henüz yüksek perdeden büyük projeler açıklamıyor olabilir. Ancak yaptığı atamalar çok daha net bir şey söylüyor: Bursa Büyükşehir’de artık sadece başkanlık makamı değil, yönetim aklı da el değiştirmiş durumda. Ve siyasette çoğu zaman değişimin yönünü kürsüdeki cümleler değil, koridordaki atamalar belirler. Bursa’da bugün değişen tam olarak budur. Kalın sağlıcakla…
