Bursa yine zor günlerden geçiyor. Bir tarafta tarihi çarşının kalbi sayılan Kayhan Çarşısı'nda yükselen alevler, diğer tarafta Orhaneli'nde ciğerlerimizi yakan orman yangını... Aslında yaşananlar bize tek bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Yangın, artık sadece yaz aylarının rutin haberi değil; iklim değişikliğinin, kuraklığın ve artan sıcaklıkların etkisiyle her geçen yıl daha büyük bir tehdide dönüşüyor.
Geçtiğimiz yıl Bursa'nın farklı ilçelerinde yaşanan büyük orman yangınları hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor. Günlerce süren mücadele, binlerce hektarlık yeşil alanın kaybı ve gökyüzünü kaplayan dumanlar unutulmuş değil. O gün yaşanan acılar, bugün çıkan her yeni yangında yeniden akıllara geliyor. Bu yıl da tablo farklı değil. Meteoroloji verileri günler öncesinden yüksek sıcaklıkları ve düşük nem oranlarını işaret etmişti. Termometrelerin 40 dereceye yaklaştığı, rüzgârın etkisini artırdığı böyle dönemlerde en küçük ihmal bile büyük felaketlere dönüşebiliyor. Kahyan Çarşısı'nda çıkan yangın, sadece esnafın ekmeğini değil, Bursa'nın ticari ve kültürel hafızasını da tehdit etti. Tarihi dokunun bulunduğu bölgelerde çıkan her yangın, maddi kayıpların ötesinde yılların emeğini ve hatıralarını da yok etme riski taşıyor. Orhaneli'nde ise alevler bu kez doğayı hedef aldı. Yeşilin başkenti olarak anılan Bursa'nın ormanlarında yükselen dumanlar, yalnızca ağaçları değil; içinde yaşayan canlıları, ekosistemi ve geleceğimizi de etkiliyor.
ALEV KAHRAMANLARI İŞ BAŞINDA
Böylesi anlarda kurumların koordinasyonu büyük önem taşıyor.
Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri, olaylara hızlı müdahale ederek yangınların kontrol altına alınması için yoğun çaba gösterdi. İtfaiye personelinin, çoğu zaman yüksek risk altında görev yaptığı unutulmamalı. Dakikalarla yarışılan bu mücadelede gösterilen özveri takdiri hak ediyor. AFAD'ın koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, Orman Genel Müdürlüğü ekipleri, jandarma, emniyet, sağlık personeli ve gönüllülerle birlikte geniş bir organizasyona dönüştü. Su taşıyan vatandaşlardan yemek hazırlayan kadınlara, traktörünü seferber eden çiftçiden gönüllü destek veren gençlere kadar Bursa, yine dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi. Afet zamanlarında toplumun gerçek gücü tam da burada ortaya çıkıyor. Elbette her yangının ardından yalnızca müdahaleyi konuşmak yeterli değil. Önleyici tedbirler, orman yollarının bakımı, su kaynaklarının güçlendirilmesi, erken uyarı sistemleri, vatandaşların bilinçlendirilmesi ve denetimlerin artırılması da en az söndürme çalışmaları kadar önem taşıyor.
SİYASETİN DİLİ DE ALEV ALDI
Öte yandan Bursa'nın gündemi sadece yangınlardan ibaret değil. Ankara'da siyaset her zamanki hararetiyle devam ediyor. Meclis'te sert tartışmalar yaşanırken, partiler yeni dönemin yol haritalarını belirlemeye çalışıyor. Yerelde ise belediyelerin hizmet performansı, ekonomik sıkıntılar, ulaşım, altyapı ve yaklaşan siyasi süreçlere ilişkin kulisler konuşulmaya devam ediyor. Bursa'da da siyaset hareketli. Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetleri, ilçe belediyelerinin çalışmaları ve partiler arasındaki rekabet kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Ancak böylesine büyük afetlerin yaşandığı günlerde siyasi tartışmaların bir adım geri çekilmesi, ortak aklın ve iş birliğinin öne çıkması toplumun beklentisi oluyor. Çünkü yangınların ne siyasi görüşü var ne de parti rozeti. Alevler, önüne çıkan her şeyi yakıyor.
GELECEĞİMİZ KÜLE DÖNMESİN
İşte tam da bu nedenle afetlere karşı mücadelede kurumların koordinasyonu kadar toplumun ortak sorumluluğu da büyük önem taşıyor. Ormana atılan bir izmarit, kontrolsüz yakılan bir ateş ya da küçük görülen bir ihmal, yılların emeğini birkaç saat içinde küle çevirebiliyor. Bursa, tarih boyunca birçok zorluğun üstesinden gelmeyi başarmış bir şehir. Bugün de aynı dayanışma ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Çünkü yanan sadece ağaçlar ya da binalar değildir. Yanan, hepimizin ortak geleceğidir. Kalın sağlıcakla…